Perşembe , 20 Eylül 2018
Anasayfa » Genel » Rastgele Bilgiler » Divan Şiiri

Divan Şiiri

Divan Şiiri anlayış ve kuralları anlayış ve biçim özellikleriyle edebiyat tarihimizde uzun bir zaman kapsayan ve Türk dilindeki ilk örneklerini XI yüzyılda Orta Asya’da vererek XII. yüzyıl Anadolusunda ilk eserleri görülmeye başlayan şiir ekolüdür. XV. yüzyıl: Bu yüzyılda Hacı Bayram, Eşrefoğlu, Süleyman Çelebi gibi şairlerin hem hece hemde aruz vezniyle yazmalarına karşılık Şeyhi ve Ahmet Paşa şiirlerini ancak çok okumuş bir zümrenin tadına varabileceği yukarı bir dil anlayışı içinde Arapça ve Farsçaya karışık olarak geliştirmişlerdir.

Divan şiirinin sonraki yıllarda belirgin durum alan özellik ve kuralları bu iki sanatçının gazel, kaside ve mesnevilerinde bütün unsurlarıyla yansıtmaktadır. İranda tıp öğrenimi gören Şeyhi’nin geniş tasavvuf bilgisi ve şiir pınarının tükenmezliğiyle yarattığıHüsrev-ü Şirin mesnevisi Divan Şiiri’nin ilk önemli eseri sayılmaktadır. Yine XV. yüzyılda yaşayan divan şairleri arasında Kemal Ümmi, Necati ve Ahi gibi sanatçılar tabiatın çeşitli esenlemelerini işlemişler ve şiirlerini özdeyiş ve atasözleriyle süslemekten kaçınmamışlardır. Zeynep ve Mihri ile Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’da bu dönemin şairleri arasındadır.

XVI. Yüzyıl: Osmanlı Devleti’nin bütün kurumlarının gelişip askeri alanda olduğu gibi kültür alanındada yeni değerler kazandığı bu yüzyılda dian şiir ekolüde onu en yüksek çizgiye çıkaran şairler kazanmıştır. Baki ve Fuzuli bu şairlerin zaman aşımına uğramayan iki büyük örneğidir. Birincisinin İstanbul Türkçesi’nin bütün inceliklerini şiir dili haline getirme ustalığı ikincisinin Azeri Lehçesi içinde öz şiir’in bütün imkanlarını kazandıran kendine özgü bir duygu şaiiri oluşu yüzyıllar boyunca tartışmasız olarak kabul edilmiştir. XVI. yüzyıl divan şiir ekolünde Taşlıcalı Yahya ve Ruhi’nin de önemli yerlerinin yanı sıra Nev’i, Hayali, Hakani, Mahremi, Nazmi Lamii görülmektedir.

XVII. Yüzyıl: Yeniden doğuş hareketinin yol açtığı gelişmelerle düşüncenin iskolastiğin sınırlamalarına karşı bilimin her alanında yarattığı değerler batı ülkelerinde yeni bir uygarlığın ilk belirtileri olurken Osmanlı İmparatorluğu medresinin kapalı dünya görüşünün etki alanı içindeydi. İlim ve felsefenin batıda aradığı gelişme ve yeniliklere her türlü yasağı koyan bu anlayış şairleride doğu dünyasının özellikle iran’ın fikir ve sanat eğilimlerine bağlı bir sınır içersinde tutuyordu. Bu yüzyıl osmanlı şairleri özellikle Hafız, Sadi, Örfii ve Şirazi’nin etkisi altındaydılar.

Güçlü bir şiir tekniği içinde kasidelerinde zamanın devlet adamlarına taşlamalar yazan Nef’i aynı zamanda ahenk ve tasvirde ustalık gösteren bir şairdir. Gazelleriyle sonraki yüzyılın şairlerininde övgüsünü kazanan Şeyhülislam Yahya, Neşati, Nedim-i Kadim aynı zamanda bir bir tarihçi olan Nev-i Zade Atayi ve İslam hukuku üzerine eserler yazan Haleti devrin belli başlı sanatçıları arasındadır. Haleti evc-i “rübaide uçar anka gibi” mısrasıyla Nedim’in övgüsünü kazanan Haleti mistik bir dünya görüşüne bağlı olan rubailerde derinleşmiş ve zamanında büyük ün yapmıştır. XVII. yüzyılın diğer şairleri arasında Ganizade, Nadiri, Faizi, Riyazi, Şerif, Sabri Bahayi,Cevri, Gaybi, Vecdi, Tıfli, Sabit, Fasih, Balıkesirli Rasih, ve Rami Mehmet Paşa sayılabilir.



XVII. Yüzyıl: Osmanlı İmparatorluğunun Karlofça ve Pasarofça anlaşmalarıyla dış politikasında uğradığı iki büyük yenilginin yüzyılı olarak tarihe geçen bu dönemde ordu, medrese ve saray kendi bünyelerinde büyük ölçüde olumszlukların kaynağı halindedir. Dmat İbrahim Paşa’nın sadrazam olduğu yıllar dışında hükümetde bu olumsuzlukların paraleline düşmüştür. Barış içinde yapıcılık ve batıda görülen yararlanma fikirlerini gerçekleştirmek ülküsüne bağlı bir sadrazam olan Damat İbrahim Paşa bu devrin çöküntü şartlarıyla savaş vererek ilim ve sanat adamlarının mesleki çalışmalarını serbestçe sürdürbilmeleri imkanlarına fırsat kazandırdığı gibi dış ilişkilerdede yenilikler getirecek çalışmalar yapmıştır. İbrahim Müteferrika’nın ilk basımevini kurmasıda bu dönemdedir. Tarihte Lale Devri olarak nitelenen XVII. yüzyıl şairleri sayılabilecek Nabi ve Sabit’ten sonra şehzadesine yazdığı kasideden ötürü Ahmet III’ün isteğiyle reisi şairan ilan edilen Osmanzade Tap ilmiye sınıfından bir kişi olmakla birlikte şiire, bir katkıda bulunmuş değildir. Nazım, Kani, Selim, Seyyit Vehbi, Raşit gibi isimlerinde eserleri vasatın üzerinde çalışmalar sayılamaz.

Bu dünemin iki büyük şairi hiç kuşkusuz Nedim ve Şeyh Galip’tir. Nedim divan edebiyatının kendisine kadar uzanan kaideleri içinde yazmaktan sıkıldığı ve bunları değiştirecek atılımı gösteremediği halde eserlerinde görülen dış dünyaya açılma çabası onu gerçeğin unsurlarına yaklaştırmıştır. Bu yüzden denilebilirki divan şiir okulu Nedim’in şiirlerinde kendi yatağından taşarak tekdüzeliğe karşı duyulan bir başkaldırma ihtiyacının ifadesi olmuştur. Başta Koca Ragıp Paşa, Nahifi, Celebizade, Asım, haşmet, Fitnat, İzzet Ali Paşa, Edirneli Kami, Sururi, Enderunlu Fazıl, dönemin üzerinde durulabilecek adlarıdır. Galata mevlevihanesinde şeyh olan Galip ise Hüsnü Aşk ile zamanını aşan bir üne sahip olmuştur. Ziya Paşa’nın Gelmiştir O Şairi Yegane-Güya bu kitap için Cihane diye nitelediği Hüsnü Aşk mesnevi biçiminin son büyük eserleridir. Sosyal açıdan çeşitli dalgalanışlara sahne olan bu yüzyılda yenilik edebiyatının gelişmesine yol açacak bir zengileşmenin ilk tohumlarının atıldığını söylemek yanlış değildir.

XIX. Yüzyıl: Sosyalojik araştırmalarla sosyal yapısı üzerinde geniş incelemelere konu olan bu dönemin en belirgin özelliği artık ekonomik, siyasi ve askeri alanda çöküntünün imparatorluğu bir yarı sömürge durumuna getirecek düzeye ulaşmasıdır. Saray ve bürkrasinin ayrı ayrı doğrultularda hareket ettiği XIX. yüzyıl batının ülkenin iç yapısındaki köprü başları kurmasıyla sonuçlanan şekli yenilik çabalarına sahne olmuştur. Bu dönem fikir hayatındakiArap ve Fars kültüründen sıyrılma çabaları sonradan yenileşme hareketine yol açacak kıpırdanmaların ilk gelişmeleri sayılabileceğinden divan geleneğine bağlı olan şairler (Avni) gibişahsi olarak çok güçlü bir çizgiye ulaşsalar bile bu güçlülüklerini tarih içinde değerlendirme imkanı pek bulamamışlardır. Çalışmalarında başarı çizgisi yüksek olanlar arasında Lefkoşalı Galip, Muallim Naci, Üsküdarlı Hakkı, Yenişehirli Avni önde gelen adlardır. Sünbülzade Vehbi, Sururi, ve Fazıl’ın yanı sıra Enderunlu Vasıf ile Kececizade İzzet Molla şiirimizin ana gelişimine katkıda bulunmamakla birlikte dönemim özelliği olan şairleridir. Vasıf’ın şiirlerinde özellikle dilde sadelik ilkesini öngörmesiyle çağdaşlarından ayrı bir niteliği vardır.

Divan şiiri şiir okulunun geleneklerini XX. yüzyıldada sürdürmek çabasında olan şairler arasında Yahya Kemal Beyatlı’dan başka önemli bir sanatçıyı söz konusu etmek mimkin değildir.

Hakkında Ödevci

Check Also

Direnç

Elektrikte iletkenlerin içlerinde akım geçtiği zamanlarda gösterdikleri bir özelliktir. Elektromotor kuvvet mevzii olmayan bir iletken …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

13 − 2 =