Basın Özgürlüğü | OdevDiyari.Com
Çarşamba , 15 Ağustos 2018
Anasayfa » Kompozisyon » Basın Özgürlüğü

Basın Özgürlüğü

türkiyede basın özgürlüğü
Basın Özgürlüğü
Basın özgürlüğünü, bilgilendirme, öğretme ve öğrenme etkinliklerinin gazete, dergi, radyo ve televizyon aracılığıyla yapılması özgürlüğüdür şeklinde tanımlamak mümkündür. Tarihi gelişimine bakacak olursak basın özgürlüğü birçok defa birçok şekilde devlet tarafından kontrol altında tutulmak istenmiştir. Anayasımızda bu konuda “Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar.” Şeklinde bir ibare bulunmaktadır.

Devlet “tehdit” unsurunu ilk olarak ele alarak basın özgürlüğüne yaklaşır. Toplumun bölünmez bir bütünlüğü olduğunu ve bunu korumak için bazı tedbirler alması gerektiğini düşünür. Basın, devletin ideoliji üretip, ürettiği bu ideolojiyi yaymak için kullandığı bir alandır. Ve ilk başta da belirttiğimize benzer şekilde basının doğuşundan itibaren bunu çeşitli şekillerde kullanmaya çalışmıştır. Hitler, zamanında radyoyu kendi ideolojisini yaymak için kullanmamış mıydı? Basının ortaya çıkış şekli olan kamuoyuna dönük habercilik anlayışı bugün bu amacını çok karmaşık bir şekilde yerine getirmektedir. Basın pek çok ülkede kontrol altında tutulurken bir elin parmağını geçmeyen ülkelerdeki basın özgürlüğü göreceli bir şekilde diğerlerinden daha fazla olabilir. Devletin ideolojik aygıtlarından biri olarak medyanın mesaj aracılığıyla kitleleri etkileme gücü göz önüne alındığında basın baştan beri devletlerin ilgisini çekmeyi başarmıştır. Marx’a göre ideoloji o dönemde o toplumda hakim olan gücün, egemen kesimin ortaya koyduğu ve onların çıkarlarına hizmet eden düşüncedir. Yani ideoloji egemen gücün değişmesiyle birlikte toplumda hakim olan ideolojide değişmektedir. Marx’a göre ideoloji yanlış bilinçtir. Yanlış bilinçte egemen gücün hakimiyetiyle alakalı bir durum olduğunu düşünürsek toplum yanlış bilince sahiptir. Halk doğru olduğuna, iyi olduğuna inanıyorsa bu onların yanlış bilinç oluşturduğuna kanıttır. Yani toplum kendi çıkarları doğrultusunda değilde egemen olan ideolojinin yararına düşünür artık.
Althusser’de medyayı devletin ideoloji yaymadaki araçlarından biri olarak düşünmüştür.
Devletin ideolojik aygıtları düşünüldüğünde baskı ve ideolojinin yakın temas halinde oldukları akıllara gelmektedir. Devlet, Althusser’de başlı başına bir baskı aygıtıdır. Ordu, polis, mahkemeler, yönetim vs. baskı aygıtını oluşturmaktadır.



Medyada yer alan haberler ideolojik unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir başka deyişle medyada aktarılan haberler enformasyonların ideolojik olarak hazırlanmakta ve işlenmektedir. Haberler, hedef kitlesine hitap edecek şekilde ideolojik süzgeçten geçirilerek ya da ideolojik eklemlemeye dahil olarak medyada yerini almaktadırlar. Medyada yer alan haberler, hakim gücün, hakim ideolojinin istediği doğrultuda ve düzeyde şekillendirilmektedir.

Medya, hakim ideolojinin “öğretilerini” sembol ve bilgi bombardımanıyla tekrar tekrar hedef kitleye aktararak, hedef kitlenin hakim ideoloji doğrultusunda “eğitilmesini”, “yönlendirilmesini” sağlar. Medyada yer alan haberlerde ölüm ve kan’ın tüm çıplaklığıyla defalarca alıcıya sunulması, şiddet kültürünün yeniden üretilmesine, aynı zamanda da alıcıda tepki ve davranış değişikliği olmasına neden olmaktadır. Sürekli anlam bombardımanına maruz kalan kitle, sembol yoğunluğu sonucunda mesaja karşı duyarsızlaşmakta ve “normal” karşılamaktadır. Böylelikle, şiddet kültürünün yeniden üretimi toplumsal formasyon boyutunda gerçekleşmiş olmaktadır. Bu da hakim ideoloji sayesinde olmaktadır. İşte tam da bu noktada en etkili kamuoyu etkileme aracı olarak karşımıza çıkan medya; ülkemiz özelinde birkaç kişinin tekelinde toplanmış, temeli basın-yayın alanından değil ama ekonomik olarak bir güç olan belirli ailelerin şirketleri haline dönüşmüştür. Bu ekonomik gücü elinde bulunduran patronlar, medya sektörüne girerek iktidarların görüşlerini ya desteklemişler ya da karşılarında yer almışlardır. Ciner, Doğan ve son zamanlarda ortaya çıkmaya başlayan Acun Medya gibi kurumlar ülkemizde bunun en bariz örneğidir. Bu gruplar çıkarları doğrultusunda bazen egemen gücün karşıtı olsalar da çoğunlukla elindeki çıkarları korumak ve arttırmak için egemen ideoloji doğrultusunda hareket etmektedirler.

Bütün bunlardan hareketle basın özgürlüğünden de söz etmek çok zor olmaktadır. Basının, gerek profosyonel bir iş olarak görülmemesinden gerek sahiplik ilişkilerinden gerekse de egemen gücün ideolojisini yansıtması açısından olsun bir özgürlüğü söz konusu değildir. Hakim ideolojinin görüşlerini desteklemek kısmında yer alıp, muhalefet kısmını pek yerine getirdikleri söylemek mümkün olmuyor.

Mustafa Altıok

Hakkında Ödevci

Check Also

Ölçü Birimleri Nelerdir

Ölçü Birimleri Nelerdir Herhangi bir büyüklüğü, önceden belirlenmiş bir büyüklükle karşılaştırma işlemine ölçme diyoruz. Örneğin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen − 4 =